Bu sefer Harvard Business Review Ağustos 2021 Özeti ve dolayısıyla farklı bir konsept ile karşınızdayım.

Okumaktan ve başka işlerle meşgul olmaktan bir türlü yazmaya fırsatım olamadı. Bir de yazma isteğim yoktu açıkcası. Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin başrollerini paylaştığı Hayatın Kıyısında filmindeki gibiydi… Vaktiniz olursa, izlemenizi tavsiye ederim. Son olarak, imla veya cümle düşüklüğü olabilir. 3-4 kez okusam dahi, maalesef gözden kaçabiliyor.

Yazının sonunda yer alan Anomali kavramına kesinlikle bir göz atmalısınız. Ben ilk defa duydum ve b a y ı l d ı m.

Okurken her zaman önemli yerlerin altlarını çiziyorum ve not alıyorum. Uzun zamandır aynısını HBR için de yapıyordum ama bir türlü notları kağıda aktaramıyordum. Bu yazıyla beraber bir ilki gerçekleştireceğim ve notları burada paylaşacağım. Bana ulaşması kolay notlar olurken, size de kaynak olmasını diliyorum.

Harvard Business Review Ağustos 2021 ‘ın teması Sürdürülebilirlik üzerine. Sürdürülebilirlikten ziyade daha önemli gördüğüm bilgileri bu yazımda bulacaksınız. Zaman zaman birebir alıntı da yapabilirim veya kendi görüşlerimi de katabilirim. Bunun da bilgisini paylaşayım istedim. Malum insan kendi yorumunu katmadan yazamıyor.

Pandeminin E-ticaret Üzerindeki Dönüştürücü Gücü

Maalesef dünya pandemi denilen hastalık ile farklı bir noktaya evrildi. İnsanlar eve kapanınca da mutluluğu farklı nedenlerden dolayı online alışverişte buldu ki, yaşlıların da e-ticaret çılgınlığına katılmaları da herkesi şaşırttı. Beni çok şaşırtan arkadaşımın bir anısını da paylaşmak istiyorum. Bir gün ananesi arkadaşımı arıyor ve diyor ki; oğlum dedenin elinde şu telefonu gel al veya Getir uygulamasını sil. Her gün lüzumsuz şeyler alıp duruyor demiş 🙂

Bu dönem içerisinde dünyanın hemen hemen her yerinde e-ticaret ile uğraşanlar doğal olarak kazandı.

‘Araştırmalar, 2020 yılında pandemi nedeniyle küresel ekonominin %4 ile %8 oranında daraldığını gösteriyor’ ama bununla beraber TÜBİSAD’in e-ticaret için yaptırmış olduğu araştırmada e-ticaretin ne kadar büyüdüğünü gözler önüne sermesi açısından önemli.

TÜBİSAD’ın 2020 yılını kapsayan raporuna göre;

  • Araştırmaya katılanlar 2021 yılında Dijital Dönüşüm’ün ön plana çıkacağını,
  • Önümüzdeki beş yıl içerisinde sektörü yapay zeka ve bulut teknolojisinin şekillendireceğini,
  • E-ticaret harcamalarının %45 büyüdüğüne,
  • E-ticaret alışverişlerinin %63’nün mobil uygulamalar üzerinden yapıldığını,
  • Katılımcıların %51’i uygun fiyattan dolayı e-ticareti tercih ettiklerini
  • 2015 yılından bu yana e-ticaret kanalına sahip olan markaların %42 oranında artış gösterdiğini,
  • Geçtiğimiz yıl toplam satışları içerisindeki internet satış payının artarak %65 olduğuna

ve daha fazlasına değinilmiş.

Pandemide Edinilen Sanal Alışkanlıklar Kalıcı Olacak

Alışkanlıklar konusunu çok önemsiyorum. Özellikle bir ürünü satma noktasın veya kancalama modelinde alışkanlıklar önemli bir yer tutuyor. Pandemiyle de beraber bazı alışkanlıklarımızda değişmeye başladı.

Dergide yer alan diğer önemli bir araştırmaya sıra geldi.

Ericsson, pandemi döneminden başlayarak, 2025 yılına kadar ki tüketicilerin görüşlerini barındıran araştırmasını yayınladı. Buna göre;

  • Pek çok kişi pandemi bitse bile online alışverişe devam edeceğini belirtmiş,
  • Katılımcıların 3’de 1’i yakın gelecek yemeklerini internetten vereceğini paylaşmış,
  • Tüketicilerin interneti kullanmaları sayesinde elde edecekleri zamanı daha fazla seyahat ve sevdikleriyle geçireceklerini tespit etmişler.

ve daha fazlasına HBR’den ulaşabilirsiniz.

Döngüsel İş Modeli

Özellikle imalatçı firmaları yakından ilgilendiren bir konu. Öyle ki, HBR’de bu konuya altı sayfa ayırmış.

Benim gibi ilk defa duyanlar için bu konuyu açıklamak için örneğe başvuracağım. Samsung’un veya benzer telefon üreticilerin ‘eski telefonunu getirine, yeni telefonunu yüzde otuz indirimle veriyoruz’ kampanyaları, bu konsepti çok güzel özetliyor. Kısaca; üretimde kullanılan malzemeleri geri kazanan  veya geri dönüştüren bir model diyebilirim.

Harvard Business Review Ağustos 2021’deki dergisinde bununla ilgili harika örnekler yer alıyor. Benim için en önemlisini paylaşmam gerekirsem.

Interface isimli halı işleriyle ilgilenen marka, ‘2000 yılında stratejisini uzun vadeli kiralamalardan geri dönüştürülebilir naylon lif ve vinil atıklar gibi sürdürülebilir malzemelerden yapılmış modüler halı karolarına kaydırdı.’ Sonuç olarak; üretimde %75 daha az karbon salınımı ve yenilenebilir enerji kullanması sayesinde de karbon ayak izini %69 oranında azaltabildi.

Bu iş modelinin üç temel stratejisi mevcut;

  • Ürün sahipliğini koruma
  • Ürün ömrünü uzatma
  • Geri dönüşüme yönelik tasarım

Anomalinin Gücü

İlk defa duyduğum ama bayıldığım bir kavram. Ben direk sözü HBR’ya bırakıyorum.

Birçok şirket, bir trendin farkına ancak yaygınlaştığında ve meyvelerini rakipleri yemeye başladığında farkına varıyor.

‘Anomali odaklı stratejiler uzun zamandır sorgulanmayan varsayımları alaşağı edebilecek beklenmedik fikirlere açık olmayı gerektiriyor’

‘Şirketlerin, yükselmekte olan bir trendin verdiği zayıf sinyalleri görememelerinin nedeni, yöneticilerin dikkatlerinin içedönük olması, varsayımlarını sorgulamaktan kaçınmaları ve belirsizlikten rahatsız olmalıdır’

Anomali odaklı inovasyonda, iş verinin oluşmasıyla beraber başlıyor. ‘Bu süreç, geçmişe bakıp geleceği öngörmekten ziyade, içinde bulunduğumuz anı değerlendirmek’ üzerine odaklanıyor. Böylelikle süreç haftalar içinde tamamlanıyor. Söz konusu süreç 4 aşamadan oluşuyor.

  1. Verileri analiz edin ve görselleştirin (Dijital Dönüşüm‘ün kalbinde de veri yer almakta.)
  2. Önem arz eden anomalileri tespit edin
  3. Anomalileri hikayeleştirin ve adlandırın (Pazarlamada Hikayeleştirme Sanatına Dair Bir Rehber yazıma göz atmanızı tavsiye ederim)
  4. İrdeleyin, şekillendirin ve kendinizi adayın

Kesinlikle okunması gereken bir yazı.

Harvard Business Review Ağustos 2021 Özeti yerine tamamını görmek için tıklayın