Harvard Business Review Eylül 2021 özeti ile karşınızdayım.

Eylül ayını da bitirmek üzereyiz. Bu ayda yeni bilgiler öğrendik ve deneyimler kazandık. Harvard Business Review Eylül 2021 sayısında yine çok faydalı bilgiler vardı.  İlgimi çeken ve not aldığım önemli konuları bu yazımda sizinle paylaştım. Bu yazımda yer vermediğim ama önemli konular da mevcut ki,  ‘Etkili Bilinçsiz Önyargı Eğitimi’ bunlardan biri.

Umarım sizin de işinize yarar. Ayrıca henüz ‘Harvard Business Review Ağustos 2021 Özeti’ yazıma da göz atmadıysanız, bu yazıma da bakmanızı öneririm.

Başlıklar:
İnsan kaynakları, işe alım süreçlerinde Sosyal Medya hesaplarını incelemeyi bırakın
Tüketici Alışkanlıkları Eskiye Dönmeyecek
Startup Yatırımlarında Oyun Sektörü Zirvede!
Yatırımcı Sunumlarında Başarının Anahtarı Güçlü Görsel İzlenim
Universium’dan Öğrenci ve Çalışan İçgörülerine Yönelik Anket

 

İnsan kaynakları, işe alım süreçlerinde Sosyal Medya hesaplarını incelemeyi bırakın

Markalar, bünyelerine katacakları kişilerin kendi kültürlerine uygun olup olmadığını anlamak ve hakkında daha fazla bilgi toplamak için, adayların Sosyal Medya hesaplarına bakabiliyorlar. HBR’de Eylül ayında bu konuya önemli bir araştırmayla beraber yer verdi. Önemli kısımlarına gelecek olursam,

2018 CareBuilder anketine göre, işverenlerin %70’i eleme sürecinin bir parçası olarak başvuranlarının profillerini kontrol etti ve %54’ünü bazı bulgular nedeniyle eledi

Iowa Üniversitesi’nde profesör ve araştırmada yer alan Chad Van Iddekinge…Sosyal Meyda işe alım uzmanlarının bir görüşme sırasında sormalarına izin verilmeyen tüm bilgileri keşfetmelerine olanak tanır” diyor.

İşe Alım Uzmanlarının Sosyal Medya Profillerini İncelemesine İzin Vermek Önyargıya Neden Olur

Yazıda başka araştırma sonuçları da paylaşıldıktan sonra, işe alım şirketi ECA Partners’ın CEO’su Atta Tarki’nin bir röportajına yer verilmiş. Tarki, çok doğru bir noktaya işaret ettiği için sizinle de paylaşmak istedim.

… İyi niyet, önyargılardan kaçınmak için yeterli değil. İnsanlar kendilerine benzemeyenlere ilgi duyma eğiliminde. İşe alım müdürlerinin Sosyal Medya profillerini taramasına izin verirseniz, bu kesinlikle önyargıya yol açacaktır…

 

Tüketici Alışkanlıkları Eskiye Dönmeyecek

Kovid hayatımıza girdikten sonra yaşantımız pek çok açıdan değişti ki, tüketici alışkanlıkları da bunlardan bir tanesi. İşte Eylül sayısında PwC’nin yayınladığı “Tüketici Dünyasının Geleceği” raporu üzerinden bu konu işlenmiş ve önemli noktalara dikkat çekilmiş.

Raporda ‘Alışveriş kanalları tercihleri’ grafiğini stratejik açıdan çok değerli buluyorum. Her sektör kendine göre değerlendirmeli. Planlamasını ve stratejisini ona göre kurgulamalı diye düşünüyorum.

Harvard Business Review Eylül 2021 Özeti: Alışveriş kanalları tercihleri

 

Startup Yatırımlarında Oyun Sektörü Zirvede!

Pek çok startup içinde bulunmuş biri olarak benim de en çok ilgimi çeken konulardan bir tanesine geldi sıra. Teknolojik gelişmeler, maliyetlerin azalması, crowdfunding’in oluşması vb. gelişmeler,  startupların önünü açtı. Ülkemizde de startup sayısı gider artmakta. StartupCentrum gerçekleştirdiği araştırmayla 2021 yılındaki durumu gözler önüne seriyor.  Türkiye’de ilk çeyrekte en çok yatırım alan sektör, 236 milyon dolar ile oyun sektörü olmuş.

“Türkiye’de 2021 yılının ilk yarısında yapılan yatırımlar bir önceki yarıyıla göre 7 kat artarak 704 milyon dolara ulaştı” 

2021-1.yy yatırım alan girişimlerin sektör dağılımı (adet)
Harvard Business Review Eylül 2021 Özeti : 2021-1.yy yatırım alan girişimlerin sektör dağılımı (adet)

 

Yatırımcı Sunumlarında Başarının Anahtarı Güçlü Görsel İzlenim

Nöro Marketing ile yakından ilgilenenler, bu başlığa şaşırmamışlardır diye tahmin ediyorum. Çünkü beyin görsel olarak çalışmakta. Dünyanın en eski mağara resmi 45 bin 500 yıl önce çizilmiş ama yazının hayatımıza girmesi daha çok genç 🙂 Yani yazıdan önce insanlar çizerek birbirleriyle haberleşiyorlardı da diyebiliriz.

UCL School of Management’tan profesör Chia-Jung Tsay, yürüttüğü çalışmasında bin 855 katılımcıdan 19 farklı girişimcilik yarışmasının kazananlarını tahmin etmelerini istedi. Katılımcılara bu süreçte sesli ve sessiz videolar, ses kayıtları ve konuşma metinleri gösterildi. Tsay’ın çalışması, yatırımcıların desteğini alan girişimcilerin doğru tahmin edilmesine en çok yardımcı olan unsurun sessiz videolar olduğunu ortaya çıkardı.

Bu konuyla ilgili Chia-Jung Tsay ile bir röportaj yapılmış, okumanızı tavsiye ederim. Bazı önemli noktalara değiniyor.

 

Universium’dan Öğrenci ve Çalışan İçgörülerine Yönelik Anket

Bu ayın en can alıcı içeriğine geldi sıra. Türkiye’nin durumunu özetlemesi açısından çok önemli olan bir araştırma. Universum bu araştırma için ülkemizde, 59 üniversitede öğrenim gören 71 bin 584 öğrenci, 40 yaş altı 20 bin 798 genç  ve 40 yaş üstü 3 bin 809 deneyimli profesyonel ile görüşmüş. Ayrıca bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen araştırma, 50 ülkeden bir milyondan fazla genç ile gerçekleştirilmiş. Ülkemiz açısından sonuçlar dünü, bugünü ve geleceği net bir şekilde gösteriyor aslında.

Yazı çok çarpıcı bir veri ile başlıyor: “Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre 15-29 yaş aralığındaki gençlerde eğitimi terk etme oranı en yüksek ülke Türkiye

Araştırma üç gruptan oluşmakta; öğrencileri, genç profesyoneller ve deneyimli profesyoneller.

Markalar, üniversite öğrencilerinin deneyimsizliğinden şikayet ederken, gençlerde markalardan ‘profesyonel eğitim ve gelişim’ konusunda daha fazla destek bekliyor. Kısır döngü gibi bir şey…  Sorun net ama çözüm…

Sonda söyleyeceğimi başta söylemek istiyorum. Hem gençlerin hem de profesyonellerin tek odak noktası iyi bir maaş ve bu noktada da her grup ülkeden ümidini kesmiş… şimdi böyle düşünmeme neden olan verilere gelelim.

Araştırmada, markalarda aranılan niteliklerin bir listesi de yer almakta. Buna göre Kanada ve Singapur’dakilerin, markalarda aradıkları nitelikler listesinde ‘iyi bir maaş’ ilk 10’da yer almıyor. Ülkemizdeki durumu ise aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Listenin tamamını HBR’nın Eylül sayısında bulabilirsiniz.

Bu üç grubun iyi bir maaş için yurtdışına gitmek istediklerini şu veriden de görebiliyoruz.

Öğrencilerin %81’i, genç profesyonellerin %77’si, deneyimli profesyonellerin %67’si yurt dışı kariyer fırsatları ile ilgileniyor

Sonucun böyle çıkması çok doğal. Çevremde iyi eğitim almış ama hak ettikleri maaşları alamayan insanların, yurtdışında bir kafede çalışsam daha fazla para kazanırım dediklerini çok sık duymaya başladım. Hatta bir arkadaşımda Almanya’ya ve diğer tanıdığımda Aland’a giderek çalışmaya başladı. Başka bir arkadaşım avukatlık mesleğini bırakarak, yeni bir bölüm okumaya karar verdi… Twitter’da yürek burkan videolardan bahsetmeye gerek görmüyorum, çünkü insan gerçekten üzülüyor…

Benim bir türlü anlayamadığım ise, markalarına milyon dolarlık yatırım yapmalarına karşın neden söz konusu bu yatırımı yaşatacak ve ve büyütecek kişilere geldiğinde 1 TL’nın bile hesabını yapıyor olması…

Ayrıca araştırmaya katılanlar, Türkiye’deki iş yaşamında liyakat kültürünün olduğunu da düşünmüyor. Çok acı çünkü her şey güven ile başlıyor. Güven duygusunun olmadığı yer de bir çalışan ne kadar emek verebilir. Bence bu da insanların maaşa odaklanması ve yurtdışına gitmek istemelerindeki önemli nedenlerden bir tanesi.

Markaların bence çok iyi yorumlaması gereken bir diğer veri ise “hem genç hem deneyimli çalışanların yüzde 37’si şirketlerinin vizyonuna güveniyor. Yani genç ve deneyimli çalışanların %63’ü şirketlerinin vizyonuna güvenmiyor.”

Türkiye’nin maalesef durumu bu…

 

Evet, Harvard Business Review Eylül 2021 özeti isimli yazımın sonuna geldik. Umarım faydalı bulmuşsunuzdur. Yeni yazımda görüşmek üzere…