Kolay Sunum Yapmak için 5 Sinirbilimi yöntemi

Kolay sunum yapmak, kimileri için çok zevkli bir durum iken, kimileri için de bir o kadar eziyetli. Ama maalesef iş hayatının olmazsa olmazlarından. Allah’tan bu konuda şanlıyım ve sunum yapmayı da seviyorum. Hal böyle olunca daha iyisi nasıl olur diye de araştırıyorum. Çevirisini okuyacağınız yazıyı da görünce Allah dedim 🙂 yine keyifli ve bilgilendirici bir yazıya denk geldim dedim. Ve bir çırpıda bitti. Ama yetmedi, bu yazıyı Türkçe paylaşmalı ve kendimi de not düşmeliyim diye düşündüm. Sonuç orta. Umarım okumaktan keyif alır ve burada bahsedilen ipuçları uygulayabilirsiniz.

Haydi o zaman, kolay sunum yapma ipuçları bir göz atalım!

Yazar bu işin çözümünü; sinirbilimini “tasarım, eğitim teorisi ve uygulama” üçlüsünü birleştirmekte buluyor. ABD okullarında eğitim veren ve şu anda Melbourne Eğitim Fakültesi’nde araştırmacı olarak çalışan Jared Horvath, dijital teknolojinin öğrenme üzerindeki etkilerini inceleyerek metin, ses ve görsellerin etkili bir şekilde birleştirilmesini araştırıyor. Horvath’a göre “aslında eski usul kafaya bilgi yığma şeklinde öğrenmiyoruz.” “Eğitim araştırmaları, öğrenmenin sadece farklı duyu kanallarının birleşimi, entegrasyonu ve güçlendirilmesiyle meydana gelebileceğini gösteriyor.”dile getiriyor. İçsel olarak, öğrenmek için ne görmemiz, duymamız, hissetmemiz, yapmamız, düşünmemiz ve paylaşmamız gerektiğini biliyoruz.

Bay Horvath, insanların PowerPoint sunum becerilini arttırmaya yardımcı olmak adına eğitim, sinirbilimi ve tasarımı birleştirdi. Önerileri ise;

Kolay Sunum Yapmak 1: Sinirbilimi, insanların aslında aynı anda okuyup dinleyemediğini gösteriyor.

Dinlemek ve okumak, beynin benzer alanlarını tetikler ve seslerin rekabet etmesine neden olur.

Bay Horvath, “İşlevsel MRI beyin taramalarını kullanan öncül bir çalışma, beynin dil alanının hem dinleme hem de okumayla aktifleştiğini gösteriyor,” dedi. “Okuduğunuz zaman aslında iç okuma sesinizi dinliyorsunuz. Bu nedenle konuşmacıyı dinlerken uzun bir metni okumaya çalıştığınızda genelde bu iki işlem eşleşmiyor. İki kişinin aynı anda konuşması gibi.”

Aynı anda okuyup dinleyebildiğinizi düşünseniz bile, aslında ikisi arasında hızlı geçişler yapıyorsunuz. Anlatım yapan iki ses rekabet ediyor. Bu da dağınık beyaz gürültü ve uyutucu oluyor. Bay Horvath şu şekilde devam ediyor, “Buna artıklık prensibi adı veriliyor ve bu beyinden zorlu bir görev isteme”.

Kolay Sunum Yapmak 2: Sinirbilimi, görsellerin daha kolay anlaşıldığını ve akılda kaldığını gösteriyor.

Bir resim 1000 kelime anlatır ama resimlerin kelimelerle desteklenmesi daha fazla akılda kalır.
“Birçok çalışma, aktif bir sınıfta konuşma, görsel ve konuşma + görsellerin etkisini test etti.
Çalışmaların sürekli olarak, bilgilerin ilgili görsellerle sözlü olarak sunulduğu durumlarda, öğrenci öğrenmesinin ve hafızasının, aynı bilginin sadece sözlü veya sadece görsellerle sunulduğu duruma göre daha fazla akılda kaldığını buldu.

Burada önemli olan sadece hatırlamak değil, aynı zamanda tanımak. Görseller konseptin hemen anlaşılmasına izin veriyor. Örneğin “kedi” kelimesi insanların aklında farklı şekillerde algılanabilir. Görsel sunulduğunda ise insanların hepsi aynı şeyi anlıyor. Bağlam ve detay sunuyor. Ve zihni daha az zorluyor.”
Görsellerin konuyla ilgili olması, kolay bir şekilde anlaşılması ve yorumlanması ve kelimelerle kaplı olmaması gerekiyor.

Bazen metinlerin güçlü bir etkisi olmuyor, ama görsellerin olabiliyor.

Kolay Sunum Yapmak 3: Sinirbilimi, renklerin önemli olduğunu gösteriyor.

Renk körlüğü yaygın bir durum. Her 12 erkekten 1’i ve her 200 kadından 1’i dünyanın biraz daha farklı görüyor. 

“Kırmızı, mavi veya yeşil algısında farklılıklar içeren renk körlüğü spektrumu var. İş arkadaşlarımızın görsel kapasitelerini bilemeyeceğimiz için en iyisi yüksek çözünürlük sağlamak. Ekranda ve kağıt üzerinde nelerin en iyi göründüğünü seçmenize yardımcı olabilecek internet siteleri var,” diyor Bay Horvath.

“Ruh hallerini canlandırmak için canlı renk tercih edilse de en güvenli seçim ise beyaz arka plan.”

Dinleyicilerin gözlerine zarar vermeyin ve zeki kontrastlar kullanın.

Kolay Sunum Yapmak 4: Sinirbilimi, emlakçılar gibi “konumun” önemli olduğunu söylüyor.

“Gözlerimizin ekranda ve sayfa üzerinde nereye hareket ettiğine dair birçok çalışma yapıldı. Ama kilit nokta, bir tasarım seçerek tüm slaytlarda aynı tasarımı kullanmak. Böylece kitleniz metin ve görsellerde nereye odaklanacağını anlayabilir. Psikologlar buna bağlamsal ipucu adını veriyor.

İnsanların genelde sunum başlıklarını okumadığına dair bir teorim var. Çünkü başlık bölümünde genellikle logo yer alıyor ve insanlar bu bölüme bakmadan doğrudan aşağıya geçiyor.”

Tasarım gerçekten de iletişim kurmanıza izin verir.

Kolay Sunum Yapmak 5: Sinirbilimi, dikkat süremizin farklı olduğunu ama beynimizin iyi bir hikayeyi sevdiğini söylüyor.

Komedyenler her zaman izleyicilerin dikkatini çekmeyi biliyor ve bunun en iyi yöntemi ise zamanlama.
Yetişkin bir kişinin dikkat aralığını ölçmek oldukça zor. Çünkü bu aralık sağlık, yaş, yorgunluk, ilgi alanı ve dikkat dağıtıcı öğelere göre ciddi anlamda değişkenlik gösteriyor.

Bay Horvath, “Sunumdaki sesler ve görsellerin eşleşmesinin yanı sıra hızına ve zamanlamasına da dikkat etmeniz gerek,” diyor. “Bazı konuşmalar hipnotize edebilir ve uykunuzu getirebilir. Bu nedenle slaytların tekrar eden monotonluğunu düzenli olarak kırmanız gerekir. Her 10 dakikada bir konuştuğunuz kitle için “sıfırlama” butonuna basmanız gerekiyor.” Sunum ne kadar sürmeli? Cevap, ayırdığınız süreden daha kısa. Bay Horvath, sunumu iyi bir video, aktivite, soru-cevap bölümü veya hikayeyle bölmek gerektiğini de söylüyor.

“İyi bir video veya hikaye işe yarıyor. Çünkü beynimiz anlatımları seviyor ve sürekli olarak neden-sonuç ilişkisi bulmaya çalışıyoruz ve bilgileri başlangıç, orta ve sonu olan tutarlı bir hikayeye yerleştirmeye çalışıyoruz. Hikayeler, insanlar arasındaki iletişimin en eski şekli ve listeler, gerçekler ve argümanlardan daha çok beynimizi tetikliyor. Beynin bu şekilde uyarılması, daha fazla ilgi, katılım ve empati olarak geri dönüyor.”

Bonus bilgiler (1)
“Kullanmanız gereken slayt sayısıyla ilgili doğru bir sayı yok. En iyi sunumlardan bazıları sadece birkaç slayt kullanırken diğerleri ise yüzlerce slayt kullandı (slaytları genellikle cümle içermeyen ve sözlü anlatıma görsel destek veren cinstendi).

“Önemli bir kural ise eğer sunum sürenizden daha fazla slayta sahipseniz, slayt sayısını yarıya indirin ve “bu slaytların hepsi izleyiciye hitap ediyor mu veya bunlar benim için hafıza işaretçileri mi?” sorularını sorun ”

Bonus bilgiler (2)
Oda aydınlık mı olmalı karanlık mı? Peki sunum için günün hangi saati ideal?

Bay Horvath, ışık seviyesinin iki şekilde de olabileceğini söylüyor.

“Ama eğer sunumunuz etkileşimliyse, aydınlatma pek de önemli olmayacak. Yine de eğer sunum daha az etkileşim ve aktivite içeren sözel bir sunumsa, odanın aydınlık olması bitkin havayı dağıtacaktır.”

“Uyanıklık seviyeleri de kişinin uykusuzluk ve sağlık seviyelerine bağlıdır. Akşamüstü mahmurluğu veya saat 3 bitkinliği, evrensel bir olaydır. İnsülinin görevini yapması sonucu kan şekeri seviyeniz dibe düşer ama aynı zamanda normal günlük ritmin bir parçası olarak sıcaklık düşüşüyle de ilgilidir.

“Sunum programımızı her zaman istediğimiz gibi yapamasak da sabah veya akşam saatleri en ideal saatler. Eğer saat 3’te sunumunuz varsa, akşamüstü mahmurluğuyla savaşmanın en etkili yolu etkileşimli aktiviteler.”

Kaynak: https://pursuit.unimelb.edu.au/articles/how-neuroscience-beats-powerpoint-coma